Ağır vasıta taşımacılığında sürdürülebilir ve çevreci çözümlere olan talep artarken, Alman otomotiv devi Mercedes-Benz bu alanda ezber bozan bir adım atıyor. Markanın uzun süredir geliştirdiği Mercedes hidrojenli kamyon projesi, NextGenH2 adıyla seri üretime geçiyor. Bu yeni nesil kamyon, sadece sıfır emisyonlu olmasıyla değil, aynı zamanda kullandığı yenilikçi teknolojilerle de lojistik sektöründe yeni bir dönemin kapılarını aralamayı hedefliyor.
Mercedes-Benz, bu yıl içerisinde 100 adetlik sınırlı bir üretimle başlayacak olan NextGenH2 kamyonlarını ilk müşterilerine teslim etmeye hazırlanıyor. Bu hamle, hidrojen yakıt hücreli teknolojinin ağır ticari araçlardaki potansiyelini ve geleceğini göstermesi açısından büyük bir önem taşıyor. Dizel kamyonlara benzer menzil ve dolum süreleri vaat eden bu teknoloji, uzun yol taşımacılığının karbonsuzlaşmasında kilit bir rol oynayabilir.
Mercedes-Benz NextGenH2, geleneksel hidrojenli araçlardan önemli ölçüde farklılaşan bir güç aktarma sistemine sahip. Bu sistemin merkezinde, enerji kaynağı olan yakıt hücreleri ile elektrik motorları arasında bir tampon görevi gören devasa bir batarya yer alıyor. Araçta, 101 kWh kapasiteli bir lityum demir fosfat (LFP) batarya bulunuyor. Bu batarya, kamyonun yüksek güç gerektiren anlarda (örneğin yokuş tırmanırken) anlık performans sağlamasına ve frenleme sırasında enerjiyi geri kazanmasına olanak tanıyor.
Aslında NextGenH2, bir nevi menzil uzatıcılı bir elektrikli araç gibi çalışıyor. Gücünü doğrudan tekerleklere ileten sistem, markanın tamamen elektrikli modeli olan eActros 600‘den alınmış. Arka aksta bulunan bu elektrikli tahrik sistemi, sürekli olarak 496 beygir (370 kW) güç üretebiliyor. Enerji ise kabinin altına, normalde dizel motorun bulunduğu yere konumlandırılmış iki adet yakıt hücresi tarafından sağlanıyor. Bu yakıt hücreleri, hidrojeni elektrik enerjisine çevirerek bataryayı sürekli olarak besliyor ve toplamda 300 kW güç sağlıyor. Bu yapı sayesinde, kamyonun harici bir şarj girişine ihtiyacı kalmıyor; tüm enerji hidrojen tanklarından elde ediliyor.
Mercedes’in yeni kamyonunu rakiplerinden ayıran en kritik özelliklerden biri, yakıt olarak sıkıştırılmış gaz yerine sıvı hidrojen (LH2) kullanmasıdır. Sıvı hidrojen, -253°C gibi son derece düşük sıcaklıklarda depolanır ve gaz haline göre çok daha yüksek bir enerji yoğunluğuna sahiptir. Bu durum, daha küçük tanklarla çok daha uzun menzillere ulaşılmasını mümkün kılar.

NextGenH2, şasiye monte edilmiş iki adet paslanmaz çelik tankında toplam 85 kg sıvı hidrojen depolayabiliyor. Bu kapasite, kamyonun tam dolu yükle 1.000 kilometrenin üzerinde bir menzile ulaşmasını sağlıyor. Bu değer, dizel kamyonların menziliyle rekabet edebilecek düzeydedir ve uzun yol lojistiği için hayati bir avantaj sunar. Yapılan müşteri testlerinde, 16 ila 34 ton arasındaki yüklerle kamyonun ortalama tüketiminin 100 kilometrede 5,6 ila 8 kg hidrojen arasında olduğu ölçülmüştür.
Bununla birlikte, dolum süresi de teknolojinin en büyük artılarından biridir. Daimler Truck ve Linde tarafından geliştirilen sLH2 (sıvı hidrojen için alt soğutulmuş) dolum standardı sayesinde, kamyonun 85 kg’lık tanklarını tamamen doldurmak sadece 10 ila 15 dakika sürüyor. Bu süre, bir dizel kamyonun deposunu doldurma süresine oldukça yakındır ve bataryalı elektrikli kamyonların uzun şarj sürelerine kıyasla devrim niteliğindedir.

Seri üretim Actros mimarisi üzerine inşa edilen NextGenH2, bu platformun kanıtlanmış dayanıklılığını ve güvenliğini de miras alıyor. Sürücüler için en güncel bilgi-eğlence sistemleri ve gelişmiş sürüş destek güvenlik teknolojileri de standart olarak sunuluyor. Mercedes-Benz Trucks, ilk araçların 2026 yılı sonuna doğru teslim edileceğini belirtirken, tam ölçekli seri üretimin ise 2030’lu yılların başında başlamasını planlıyor. Bu vizyon, ağır vasıta taşımacılığının geleceğinin hidrojende olabileceğine dair güçlü bir sinyal veriyor.
Peki, Mercedes’in yeni hidrojenli kamyon teknolojisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!